
Haber vardır, gerçeği ortaya çıkarmak için yazılır.
Haber vardır, gerçeğin etrafında dolaşıp, okuyucunun zihninde başka bir fotoğraf oluşturma çabasıdır.
Bakınca hemen anlaşılır, kendisini ele verir!
Son günlerde Aralık 2025 tarihinde gerçekleştirdiğimiz Yerel Basın Sempozyumu üzerinden yürütülen tartışmaları izlerken, doğrusu gazeteciliğin bilgi verme görevi ile algı oluşturma çabası arasındaki çizginin ne kadar inceldiğini bir kez daha görmüş olduk.
Öncelikle bir yanlış anlaşılmayı değil, bilinçli şekilde oluşturulmaya çalışılan bir algıyı düzeltelim.
Gazetecilik yapıyormuş gibi görünen ama asıl hedefi gazetecileri kamuoyu önünde tartıştırmak olan Arslan Ariç’in muhatabı Kartal Belediyesi değildir.
Muhatabı Birleşik Gazeteciler Derneği’dir.
Çünkü söz konusu organizasyonun fikir sahibi de, katılımcı önerilerini hazırlayan da, yerel basının bir araya gelmesini isteyen de derneğimizdir.
Kartal Belediyesi bu düşünceye destek vermiştir.
Dolayısıyla bugün ortaya atılan iddialarda belediyeye yöneltilen okların önemli bir kısmı, aslında yanlış hedefe atılmıştır.
Daha ilginç olan ise şudur!
Sayın Ariç, isminin organizasyona nasıl girdiğini sorgularken, o ismin derneğimiz tarafından önerildiğini gayet iyi bilmektedir.
Çünkü kendisi, davet edildiğini yine derneğimiz içerisindeki meslektaşlarından öğrenmiştir. Kaldı ki bunu da yazısının içinde belirtmiştir.
Üzülerek belirtiriz ki,
Kartal’da görev yapan bir basın mensubu olduğu için, tarafımızca listeye alınmıştır.
Ne gizli bir el vardır ne de karanlık bir senaryo.
Sadece meslektaş olarak görülmüş ve davet edilmiştir.
Bunun aksini ima etmeye çalışmak ise gerçeği aydınlatmak değil, gölge üretmektir.
Bir başka konu…
Sayın Ariç, sempozyum kavramı üzerinden uzun uzun değerlendirmeler yapmaktadır.
Doğrusu buna teşekkür ediyoruz.
Çünkü yıllar sonra yaptığı bir haberde ilk kez bilimsel bir tartışma açtığına şahit olduk.
Ancak burada insanın aklına şu soru geliyor:
Eğer organizasyonun adı gerçekten bu kadar büyük bir problemse, neden bunu etkinlikten altı ay sonra öğrenmiş gibi davranmaktadır?
Eğer ortada böylesine ciddi bir kavramsal yanlış varsa, neden altı ay boyunca sessiz kalınmıştır?
Demek ki mesele sempozyum değildir.
Demek ki mesele panel de değildir.
Demek ki mesele kavramlar hiç değildir.
Çünkü kavramlar altı ay beklemez.
Ama siyasi hesaplar bekleyebilir.
Yapılmak istenen algı operasyonu bekleyebilir.
Asıl dikkat çekici olan budur.
Aralık ayında yapılan bir etkinlik…
Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs geçmiş…
Haziran gelmiş…
Birden bire kamuoyuna büyük bir keşif sunuluyormuş gibi aynı konu servis edilmeye başlanmış.
Doğrusu insan merak ediyor.
Bu altı aylık bekleyişin özel bir sebebi var mıdır?
Yoksa bazı dosyaların mevsimi mi vardır?
Bir diğer iddia ise ödeme meselesidir.
Burada da ilginç bir mantık yürütülmektedir.
Bir etkinliğe katılan konuşmacılara ödeme yapılmış olabileceği bilgisi ile etkinliğe katılmayan bir kişinin isminin daha önce hazırlanan dosyada yer almış olması arasında okuyucunun zihninde bir bağ kurulmaya çalışılmaktadır.
Ortada belge yoktur.
Ortada tespit yoktur.
Ortada somut bir iddia dahi yoktur.
Ama ima vardır.
Çünkü, bu haber gibi sunulan algı çalışmasında, cümleler cevap vermek için değil, şüphe üretmek için kurulmuştur.
Ne yazık ki gazetecilik, bu gibi insanlar tarafından, şüphe üretme sanatı haline getirilmiştir..
Gerçeği ortaya çıkarma mesleği, Arslan Ariç gibi kişilerin elinde yok edilmeye yüz tutmuştur.
Bugün dönüp baktığımızda ortaya çıkan manzara şudur!
Kartal’da görev yapan gazeteciler bir araya gelmiş…
Yerel basının sorunlarını konuşmuş…
Mesleki deneyimlerini paylaşmış…
Etkinlik yapılmış…
Fotoğrafları çekilmiş…
Haberleri yayımlanmış…
Katılımcıları ortada…
Konuşmaları ortada…
Ama aylar sonra birileri çıkıp sanki büyük bir sır ortaya çıkarmış gibi davranmaktadır.
Doğrusu bu çaba, gazetecilik refleksinden çok gündem mühendisliğini andırmaktadır.
Bizler, Birleşik Gazeteciler Derneği olarak eleştiriden korkmayız.
Sorulacak her soruya da cevap veririz.
Ancak eleştiri başka şeydir, ima başka şeydir.
Sorgulama başka şeydir, algı oluşturma başka şeydir.
Gazetecilik başka şeydir, gazetecileri hedef tahtasına koymak başka şeydir.
Bizler Kartal’da yaşayan, çalışan, sokaklarında yürüyen, esnafıyla konuşan, mahallesinin derdini haber yapan gazetecileriz.
Mesleğimizin eksiklerini de biliriz, sorunlarını da.
Ama şunu da biliriz:
Çamur atarak gazetecilik yapılmaz.
İma ederek hakikat kurulmaz.
Gölgeler büyütülerek gerçekler küçültülemez.
Bu nedenle kamuoyunun dikkatini oluşturulmak istenen sis bulutuna, yani algıya değil, olgulara bakmaya davet ediyoruz.
Arslan Ariç’in en büyük haberi, yazdıklarında değil, aylarca konuyu rafta beklettikten sonra, tetikçisine yazdırıp, sonra da cevap vermiş gibi yapmasında gizlidir!
Yaptığı haberler okunmadığı, adı ilçe ve bölge gündeminden düştüğü ve artık siyaset tarafından da ciddiye alınmadığı için, meslektaşlarına saldırmayı öne çıkma fırsatı gibi gören bu gibi kişilerin karşısında sessiz kalmayacağımızı kamuoyuna bildiririz.
Saygılarımızla.
Birleşik Gazeteciler Derneği


Bir yanıt yazın