
“Bir gece habersiz bize gel,
Merdivenler gıcırdamasın.
Öyle yorgunum ki hiç sorma,
Sen hâlimden anlarsın…”
Bazı şarkılar vardır; dinlediğiniz an bir kapı açılır içinizde. O kapının ardında çocukluğunuz, dostlarınız, kaybettikleriniz ve hâlâ kalbinizde yaşayan insanlar bekler. Benim için de bu dizeler hep öyle oldu.
Bir sabah bahçede çayımı yudumlarken taşların arasından boy vermiş küçücük bir papatya gördüm. Etrafında ne onu koruyan başka bir çiçek vardı ne de gölgesine sığınacağı bir ağaç. Ama bütün yalnızlığına rağmen dimdik ayaktaydı. Uzun süre seyrettim onu. Koparmaya kıyamadım.
O papatyada insanı gördüm.
Hayatın yükünü sessizce taşıyan, derdini içine gömen, bazen tek bir dost sesiyle yeniden güç bulan insanı…
Kendi kendime söz verdim. O papatyanın yanına yenilerini ekecektim. Çünkü yalnızlık, çiçeklere de insana da yakışmıyordu.
İnsan, bu uzun yolculukta omzuna başını yaslayabileceği bir dosta ihtiyaç duyuyor. Susarken bile seni anlayan, yargılamadan dinleyen, gerektiğinde hatanı yüzüne söyleyecek kadar cesur, sevincinde içten gülen, acında sessizce yanında duran bir dosta…
Çocukluğumu düşündüm sonra.
Mahalle aralarında akşam ezanına kadar süren oyunları… Bir lokma salçalı ekmeği ikiye bölüp paylaşmayı… Dizimiz kanadığında acımızı birlikte üfleyen arkadaşlarımızı… İlk heyecanlarımızı, ilk sırlarımızı, ilk hayal kırıklıklarımızı…
O zamanlar dostluk hesap tutmazdı. Kimin daha çok verdiği değil, kimin gönlünü açtığı önemliydi. Ne maskeler vardı ne de çıkar hesapları. Yüzümüzdeki tebessüm kadar temizdi dostluklarımız.
Yıllar geçti.
Hayat bana birçok insan tanıttı. Kimisi bir mevsim kaldı gönlümde, kimisi ömürlük yer edindi. Dostlarımın düğünlerinde gözlerim doldu, çocukları doğduğunda sevincim çoğaldı, evlatlarını askere uğurlarken onların endişesini yüreğimde hissettim. Sınav kazandıklarında sanki kendi evladım başarmış gibi gururlandım.
Çünkü gerçek dostluk, aynı kanı taşımak değil; aynı duayı edebilmekti.
Ama hayatın bir de sessiz ayrılıkları varmış.
Bazı insanlar, “Ömür boyu yanındayım.” derken ilk virajda yollarını değiştirdi. En çok da buna şaşırdım. İnsan, sırtını dağ sandığı bazı omuzların aslında bir avuç kum olduğunu geç fark ediyor.
Yine de kırgınlıklar, güzel dostlukların değerini azaltmıyor. Tam tersine, gerçek olanı daha iyi öğretiyor insana.
Ve kuşkusuz en ağır imtihan, yolda bırakılmak değil, yoldaşını ebediyete uğurlamaktı.
Kimisinin ansızın
kapısını çaldı ölüm meleği, hiç beklemediğimiz bir anda elimizi bırakmak zorunda kaldı. O ansızın gelen
ayrılıklar, geride yarım kalmış cümleler ve hiç dolmayacak koca boşluklar bıraktı.
Ve sonra…
En ağır ayrılık geldi.
Bir dostunu toprağa emanet etmek…
Telefonunun bir daha hiç çalmayacağını bilmek…
“Bir gün mutlaka görüşürüz.” dediğin cümlenin yarım kalması…
İşte insanın içindeki en derin sessizlik orada başlıyor.
Ama zaman bana şunu öğretti:
Gerçek dostlar ölmez.
Bir şarkıda çıkar karşına.
Bir çayın buharında oturur yanı başına.
Bir asker uğurlamasında gözlerini doldurur.
Bir pasta yaparken tarifini hatırlatır.
Bir papatya gördüğünde gülümsetir.
Çünkü dostluk, aynı şehirde yaşamak değildir; aynı kalpte yaşamaya devam etmektir.
Şimdi dönüp o taşların arasındaki papatyayı yeniden düşünüyorum.
Belki hepimiz biraz onun gibiyiz.
Hayatın sert taşları arasında ayakta kalmaya çalışan, sevgiyle çoğalmayı bekleyen küçük birer papatya…
Öyleyse gelin, gönül defterimize insanlar biriktirelim.
Varlığında huzur bulduğumuz, yokluğunda dua ettiğimiz insanlar…
Telefonunu açarken içimizin ısındığı insanlar…
Bizden bir parça taşıyan insanlar…
Çünkü ömür, mal mülk biriktirmek için değil; güzel insanlar biriktirmek için verilmiş en kıymetli emanettir.
Ve gün gelir, geriye dönüp baktığımızda, bizi zengin edenin sahip olduklarımız değil; sevdiklerimiz ve bizi sevenler olduğunu anlarız.
Sevgi eksilmesin gönüllerimizden… Dostluk hiç solmasın kalbimizin bahçesindeki papatyalar gibi…
Sevgiyle kalın dostlar…
Hüsniye Rüveyda Tosun


“İnsan, bu uzun yolculukta omzuna başını yaslayabileceği bir dosta ihtiyaç duyuyor. Susarken bile seni anlayan, yargılamadan dinleyen, gerektiğinde hatanı yüzüne söyleyecek kadar cesur, sevincinde içten gülen, acında sessizce yanında duran bir dosta”
Gerçekten öyle, hayat her insana böyle dostluklar nasip etsin!
Emeğinize, kaleminize sağlık güzel yazı için
Gayet güzel ve derin ifadeler taşıyan yazı , keşke bu zamanda menfaat gözetmeden yanımızda olan dostlarımız olsa
Kaleminize sağlık. Düşündüren ve keyifle okunan, özenle kaleme alınmış başarılı bir yazı olmuş. Nice güzel yazılarınızı okumak dileğiyle, emeğinize sağlık.
Kaleminize ve yüreğinize sağlık Hüsniye Hanım. Duygulara dokunan, düşündüren ve içten satırlarınız için teşekkür ederim. Yazılarınızın birçok insana umut ve farkındalık kazandırmasını diliyorum. Emeğiniz daim olsun. Sevgi ve saygılarımla.
Telefonunu açarken içimizin ısındığı insanlar…
Bizden bir parça taşıyan insanlar…
Çünkü ömür, mal mülk biriktirmek için değil; güzel insanlar biriktirmek için verilmiş en kıymetli emanettir.
“Diline Kalemine Sağlık” hocam
Güzel dostum iyiki varsın yüreğine kalemine sağlık devamı gelsin
İnsanı o duygudan o duyguya sürükleyen bir yazı. Bir yerinde hüznün doruğuna çıkarıyor, bir yerinde umudun zirvesine taşıyor. Sonunda insanın yaradılış amacına uygun yaşayabilmenin önemine vurgu yapıyor.
Yüreğinize, kaleminize sağlik Hüsniye Hanım.
Tebrik ederim. Çok güzel anlatmışsın. Duydu ve düşüncelerime tercüman olmuşsun. Gerçek dostluk okadar kıymetli ki bulanlar çok şanslı. Gönül bağı ister emek ister.
Kalemıne yüregine saglık okuyan herkesin kendi hayatından bir şeyler bulduğu güzel bir yazı olmuş çok beyendim
Can dostum ilkokuldan bu yıllara uzanan şükür bir dostluğumuz var. Lisede attığımız kahkalardan, paylaştığımız çokomellerden, acılarımızı paylaştığımız yıllara geldik. Yazını okurken ağladım inan ki o yıllara geri gittim. Seni çok seviyorum can özüm. O güzel yüreğinden öpüyorum seni🌹
Kalemine yüreğine sağlık canım hocam harika bir yazı olmuş ❤️🌹
Herzamanki gibi çok güzel bir yazı , yüreğine sağlık ❤️
yüreğine sağlık
Kaleminize yüreğinize sağlık hocam…
Mantıku’t-Tayr’da Simurg’a doğru yola çıkan kuş çoktu; fakat yol zorlaştıkça çoğu bir mazeret bulup geri döndü. Hedefe ulaşanlar ise vefasını, sadakatini ve kararlılığını yolun sonuna kadar taşıyanlardı. Çünkü “Yanındayım.” demek kolaydır; asıl dostluk ve gerçek vefa, yol çetinleştiğinde de birlikte yürüyebilmektir.
Yüreğinize sağlık Hüsniye….Yazınızda her şey var.Çocukluğunu,gençliğini,umudu,beklentiyi,özlemi vs…İyi ki varsın…Kendine iyi bak..Selamlar
Hatırlıyor musun sonunu değiştiremediğimiz filmleri
Hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği
Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman repliği,
Büyürken vazgectiklerimizi ya da vazgeçittirdikleri seyleri,
Ne Olacak halim…
Çabuk mu büyüdük dersin…😔
Gönlüne kalemine sağlık .
Saat zaman gösterir zaman ise ne olduğunu.
Kalbinde iyilik biriktirenlerin yolu daimi açıktır.