MENÜ ☰
ARTDUŞ
Kasım 2026
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  
BİR İNSAN KAÇ KEZ DÜŞER?

Bir insan kaç kez düşer?

Bir insan bir düşü kaç kez görür?

Aynı yerden nasıl vurulur bir kalp, ne zaman uslanır bu arsız yürek? Düşüp düşüp ne kadar kalakalabilir bir insan? Hep aynı umutla nasıl bakabilir gökyüzüne? Zemheri kışta gökkuşağını nasıl yerleştirir gönül ufkuna? Bıkmaz mı, usanmaz mı bu koşmalardan?

Söylesene, bir insan kaç kez yenilir ihanetlere? Her defasında silip dimağından ihanet acısını, aynı saflıkla nasıl döner yüzünü tebessümle?

İnsan, bilerek ve isteyerek kapıldığı o büyük yanılgının kurbanı değil, bilakis mimarıdır aslında. Aynı yerden vurulmak bir acemilik mi, yoksa ruhun başka türlü var olamayışının bir kanıtı mı? Kalp, akıl akıllan derken bile aynı uçurumun kenarına yürür. Çünkü bazı yaralar kabuk bağlamaz; ten onlarla tanışır, onlarla nefes almayı öğrenir.

İhanet mi? O, yolda yürürken ayağa batan bir diken değil, sırtlanan koca bir dağdır. Dimağdan silinmez; izi kalır, rengi kalır, acısı en kuytu köşede sızı olarak saklanır. Ne var ki o arsız yürek, kin tutmayı ağır bir yük bilir. Affetmekten değil belki ama hayatın o hoyrat akışına yeniden teslim olmaktan vazgeçmez.

Çünkü tebessüm, yenilenin değil; yenilmeyi göze alarak yeniden meydan okuyanın zırhıdır. Yüzünü güneşe çeviren insan, geçmişin kirlenmiş defterlerine inat, yarının yazılmamış sayfalarına temiz bir imza atar. Bıkmaz, usanmaz, çünkü durduğu an ruhunun öleceğini bilir.

Ve o cesur kalp, gecenin en koyu kıvrımında bile kendi pusulasını yeniden kurar. Kırık dökük hatıraların arasında gezinirken, acının bizzat kendisini bir kuyumcu titizliğiyle işlemeye başlar. Çünkü bilir ki en keskin kılıç bile en saf demirden dövülür; insan da ancak sınandığı ateşin rengini alır.

Gözyaşını içine akıtıp dışarıya sadece maviliğini sunmak, sıradan bir tahammülün ötesindedir. O, ruhun kendi kendine ettiği bir yemin, dünyaya karşı takındığı en asil tavırdır. Hayatın o acımasız ezgisine ayak uydurmak yerine, kendi ritmini bulur yürek. İhanet tuzağına kaç kez düşerse düşsün, her defasında toprağa basan ayaklarında aynı kararlı, sarsılmazlığı taşır.

Çünkü asıl yenilgi, düşmek değil; düşe kalka büyüyen o umut köprüsünü kendi elleriyle ateşe vermektir. And olsun ki insan, göğüs kafesinde taşıdığı o devasa boşluğa rağmen yine de sever, yine de inanır. Hayatın hırsına inat, ruhunun asaletinden bir damla bile eksiltmeden…

İnsan, kaç kez düşerse düşsün, hep o ilk düşteki masumiyete yenilir…

Hüsniye Rüveyda Tosun

📆 08 Kasım 2026 Pazar 16:14   ·   💬 0 yorum   ·  

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İSTANBUL'DA HAVA

İSTANBUL
29 Ekim

YAŞAMIN İÇİNDEN

RÖPORTAJLAR

YAZARLAR

ANKET

Yeni tasarımı beğendiniz mi?

Sonuçlar

Loading ...

PİYASALAR