
Nedendir bilmem, en sevdiğim aydır.
Belki çoğu insanın da öyledir. Eylül üzerine ne çok şiir yazılmış, söz söylenmiştir. Bana öyle geliyor ki en güzel şiirler de sanki bu ayda yazılır. Kendine has bir cazibesi, bir havası vardır bu ayın. Yârin mühür vuran gözleri için biraz korku, biraz ümitle yazılan sevgiliye en güzel sevda şiirleri bu ayda yazılır.

Eylül’de başlar en büyük aşklar. Ne gariptir ki en büyük sevdalar da Eylül’de son bulur. Bir ayrılık taşır bünyesinde; yürekleri yakan kor, bu ayda küle döner. Vazgeçilmez olanlar bir anda el olur gider, gözü yaşlı sevgililer kalır geride. Yüreğimize nakşettiğimiz isimler bu ayda silinir, geriye sadece silik bir iz kalır. Muhacir kuşlar, kanatlarına alıp götürür umutlarımızı uzak diyarlara. Bize beklemek, yol gözlemek düşer. Geri gelir mi bilinmez giden kuşlar, giden sevgililer; yıkılan hayaller bilinmez.
Eylül’de döker yapraklarını en güzel çiçekler. Solgun renkler kalır geriye insan hayatına. Bir yalnızlık, bir yürek yorgunluğu taşır bedenler. Buruk tebessümler, hüzünlü bakışlar yerleşir yüzlere. Kime baksan, sanki gözbebeklerinde görürsün o hüznün izlerini.
Eylül’de başlar beden yorgunluğu. Taşımaz olur bedenin artık seni. Çaresiz kalışlar başlar hayata dair. Yol bekler zayıf gözlerin. Kulağın kapı zilindedir, bir umut kıpırtısıyla. Yavaş yavaş tükeniştir. Bir sona gelişin direnmesidir. Yalnız kalışın hikâyesidir. Ölüm korkusudur yüreğimizi titreten. Eylül ölümdür, yok oluştur. Bir acı hatıra bırakmaktır geriye.
Eylül’de yaşanır en çetin kavgalar. En derin yaraları alır yürekler. Her şeye rağmen yine de vazgeçilmez Eylül’dür. Yine de aşktır. Yine de bir diriliştir. Yine bir sona geliştir. Yine de düşüp ayağa kalkmayı öğrenebilmektir. Yine de küle dönen ateşi yeniden alevlendirme çabasıdır. Yine de sevmektir hayatı.
Ve… yine de bütün ayların padişahıdır Eylül. En görkemli, en cazibeli. Hem korkup hem ondan uzaklaşamadığındır. Senin düşlerini süsleyen bir güzeldir yine de Eylül.
EYLÜL, ELİMİZE DÜŞEN BİR GÜLDÜR
Yazan: Hüsniye Rüveyda Tosun


Bir yanıt yazın